Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Teknik Üniversitesi, Lisansüstü, Mimarlık, Türkiye
Tez Danışmanı: Doç. Dr. Özlem Kandemir
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, kültürel ve sosyal hayattaki değişimlerle birlikte müzik ve mekân arasındaki etkileşimi daha karmaşık hale getirmiş, bunun sonucunda deneyim ve algı kavramlarının mekân üzerindeki potansiyellerini anlama ihtiyacı önem kazanmıştır. Farklı frekans spektrumlarına sahip müzik türlerinin çalındığı kapalı kamusal mekânlarda, bireylerin müzik etkisiyle farklı duygusal deneyimler yaşadığı düşüncesi, mimar ve iç mimarların tasarım kararlarında mekânda çalınacak müziği de göz önünde bulundurmaları gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda tezde, kapalı kamusal bir mekânda akustik uyaranlardan biri olan müziğin, renk ve malzeme bileşenleri üzerindeki mekânsal algı etkisi incelenmiş ve sonucunda mimar ve iç mimarların tasarım sürecindeki kararlarına yardımcı olabilecek bulanık mantık tabanlı bir model önerisi sunulmuştur. Bu kapsamda gerçekleştirilen deneyde, 33 katılımcıya bilgisayar ekranında sırasıyla 8 farklı mekân görseli sunulmuş ve her bir mekân için klasik, rock ve Türk sanat müziği dinletilmiştir. Katılımcıların mekân-müzik türü etkileşimlerine verdikleri tepkiler EEG (Elektroensefalografi) cihazı ile ölçülmüş ve 33 katılımcıya ait veri elde edilmiştir. Veri sayısını artırma amacıyla genetik algoritma kullanılarak toplam veri sayısı 150'ye çıkartılmıştır. Analiz bulanık mantık algoritması ile gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar rassal orman algoritması ile doğrulanarak 0.95 F1 skoru elde edilmiştir. Tezde elde edilen bulgular, farklı frekans spektrumlarına sahip müzik türlerinin bireylerin mekânsal algısını fizik ortam ögelerine ait parametrelerden renk ve malzeme bağlamında anlamlı ölçüde etkilediğini kanıtlamaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmalarda daha geniş katılımcı grupları, farklı müzik türleri, ışık gibi farklı duyusal girdilerin de dâhil edilmesi ile müzik-mekân algısı arasındaki etkileşimin daha derinlemesine incelenmesi sağlanabilir. Ayrıca nörobilim ve mimarlık disiplinlerinin birlikteliğiyle kişiselleştirilmiş ve mekân kullanıcısıyla etkileşime giren mekân tasarımları gerçekleştirilebilir.