JOURNAL OF SPATIAL STUDIES,, cilt.3, sa.1, ss.39-52, 2026 (Hakemli Dergi)
Geleneksel
üretim biçimlerinden dijitalleştirilmiş tasarım pratiklerine uzanan süreçte,
tüketici kimliğinde yaşanan dönüşüm mimarlık disiplini açısından yeni tartışma
alanları yaratmaktadır. Özellikle 1970’li yıllarda neoliberal ekonomi
politikalarının etkisiyle ortaya çıkan kitlesel bireyselleştirme (mass
customization) anlayışı, üretim sistemlerinde esnekliği ve kullanıcı odaklılığı
ön plana çıkarmıştır. Bu paradigma, yalnızca ürün ve hizmet tasarımında değil,
aynı zamanda mekân üretimi süreçlerinde de kullanıcıların daha aktif roller
üstlenmesini teşvik etmektedir. Kullanıcının bir tüketici olmanın ötesinde tasarım
sürecinin aktörü haline gelmesi, mimarlık üretiminde deneyim, özelleştirme ve
dijital temsil araçlarını daha merkezi hale getirmiştir. Bu çalışma, kitlesel
bireyselleştirme yaklaşımının mimarlık üretim süreçlerine etkilerini kuramsal
bir zeminde incelemeyi amaçlamaktadır. Literatür taraması ve kavramsal analiz
yöntemleriyle desteklenen araştırmada, mimarlık disiplini; kullanıcı katılımı,
dijitalleşme, deneyim ekonomisi ve sosyoekonomik dönüşümler bağlamında
değerlendirilmiştir. Sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve
çevrimiçi tasarım platformları gibi teknolojilerin tüketiciyi bir tasarımcıya
dönüştürme potansiyeli, mimarlığın üretim kültüründe meydana gelen değişimle
ilişkilendirilmiştir. Çalışma, kullanıcı merkezli tasarım anlayışının mimarlıkta
yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda düşünsel ve kavramsal bir
kırılma yarattığını öne sürmektedir. Bu bağlamda kitlesel bireyselleştirme,
mimarlığın hem araçlarını hem de aktörlerini yeniden tanımlayan, çok katmanlı
bir dönüşüm süreci olarak ele alınmaktadır.