Türkiye’nin Akademik Literatüründe Kültürel Hegemonya ve Kültürel İktidar Kavramları


Creative Commons License

Yüksel E.

4. BOYUT Medya ve Kültürel Çalışmalar Dergisi / 4. BOYUT Journal of Media and Cultural Studies, sa.28, ss.47-63, 2026 (Hakemli Dergi) identifier

Özet

“Kültürel hegemonya” ve “kültürel iktidar” kavramları, Türkiye’de siyasal iktidar mücadeleleri, kültür politikaları ve toplumsal dönüşüm tartışmalarıyla yakından ilişkili biçimde hem kamusal söylemde hem de akademik literatürde giderek daha görünür hâle gelmiştir. Özellikle kültürel iktidar kavramının son yıllarda siyasal söylemde öne çıkması, bu kavramın akademik metinlerdeki kullanımını artırmıştır. Ancak bu kullanımın kuramsal tutarlılığı ve analitik işlevi tartışmalı bir görünüm arz etmektedir. Bu çalışma, kültürel hegemonya ve kültürel iktidar kavramlarının Türkiye akademik literatüründe nasıl dolaşıma girdiğini, hangi bağlamlarda kullanıldığını ve ne tür kavramsal işlevler üstlendiğini karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, DergiPark veri tabanında yer alan ve başlık, anahtar kelimeler ya da özet bölümlerinde bu iki kavrama yer veren makalelerin sistematik biçimde taranmasıyla oluşturulan bir veri setine dayanmaktadır. Belirlenen çalışmalar, kavramsal işlev, kuramsal referans ve tematik bağlam ölçütleri temelinde sınıflandırılmış ve nitel içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, kültürel hegemonya kavramının akademik literatürde daha yerleşik bir kuramsal zemine sahip olduğunu ve büyük ölçüde Gramsci merkezli teorik tartışmalarla ilişkilendirildiğini göstermektedir. Buna karşılık kültürel iktidar kavramının daha sınırlı bir literatüre sahip olduğu, çoğunlukla güncel siyasal tartışmalar bağlamında ele alındığı ve kuramsal derinlik bakımından zayıf kaldığı tespit edilmiştir. Tematik analiz, kültürel hegemonya odaklı çalışmaların medya, kültür endüstrisi, sinema ve kuramsal tartışmalar etrafında yoğunlaştığını; kültürel iktidar merkezli çalışmaların ise ağırlıklı olarak siyaset, kültür politikaları ve iktidar ilişkileriyle sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır.