Uluslararası AfrIka Sempozyumu:‘Küresel Dünyada Afrika’, İstanbul, Türkiye, 24 - 26 Mayıs 2024, ss.1, (Özet Bildiri)
Özet:
Bir ülkedeki finansal sitemin en
önemli bileşenlerinden biri bankacılık sistemidir. Bankacılık sistemi bir
taraftan ülkenin tasarruf birikiminin oluşturulmasında ve geliştirilmesinde
önemli rol oynarken diğer taraftan toplanan tasarrufların etkin ve verimli
şekilde dağıtılmasına da aracılık etmektedir. Bu bağlamda bankacılık sistemin
ülkenin genel ekonomisi içerisinde topladığı tasarruf mevduatlarının seyri ve
bu finansal kaynakların hangi ekonomik aktörlere aktardığının incelenmesi
ülkedeki sanayi ve girişimciliğin gelişmesi, yeni yatırımların teşvik edilmesi
açısından önemlidir. Bankacılık sistemi içerisinde Merkez Bankası devlet
denetiminde ve kontrolünde banknot basmak suretiyle finansal kaynak
yaratmaktadır. Sistem içerisindeki diğer ticari ve yatırım bankaları ise kredi
ile mevduat kanalarından kaydi para yaratmak suretiyle parasal tabanın
genişlemesine, diğer bir ifadeyle işletmelerin kullanacağı finansal kaynak
miktarının artırılmasına ve kaynağa ulaşım imkânlarının kolaylaştırılmasına
katkı sağlamaktadırlar. Aynı zamanda toplanan finansal kaynaklar ülkede üretimi
artıracak, istihdam yaratacak, alanlara
ve sektörlere aktarmak suretiyle makro anlamda ülkenin ekonomik yönden
gelişmesini ve kalkınmasını desteklemektedir. Bu kapsamda çalışma Dünya Bankası
finansal gelişmişlik verilerini kullanarak Afrika ülkelerindeki bankacılık
sisteminin özel sektöre ve kamusal alana finansal kaynak aktarımını ve bu
aktarımın G7 ülkeleri ile karşılaştırmak suretiyle analizini amaçlamaktadır. Bu
maksatla bankacılık sisteminde toplanan finansal kaynakların kamunun mu yoksa
özel sektörün mü finansmanında kullanıldığını ölçmek için iki değişken
kullanılmıştır. Birincisi ülke bazında “özel
sektöre verilen kredilerin GSYH’a oranı”, ikincisi ise “devlete ve kamu iktisadi teşebbüslerine
verilen kredilerin GSYİH'ye oranıdır”. Afrika ülkeleri için elde edilen
sonuçlar G7 ülkeleri ile karşılaştırmak suretiyle farklılıklar incelenmiştir.
Afrika kıtası ülkelerinin
bankacılık sisteminin özel sektöre kullandırdığı kredilerin GSYH oranı ortalama
(1990-2020) arası % 19,76’dır. Bu oran iki kutuplu dünyanın değişmeye başladığı
ve finansal serbestleşmenin henüz başlangıç aşamasını teşkil eden 2000 öncesi
dönem dışsal kabul edildiğinde -diğer bir ifadeyle 2001-2020 arası dönem
alındığında- % 21,41’e çıkmaktadır. Kıta içerisinde 1990-2020 döneminde özel
sektöre en yüksek oranda kredi kullandıran ülkeler arasında Güney Afrika GSYH
’sının yaklaşık % 114 oranında özel sektöre kredi kullanan ülkelerin en başında
yer almaktadır. Güney Afrika’yı % 70 ile Mauritius, % 67 ile Tunus, %45 ile Cabo
Verde, %37 ile Mısır izlemektedir. Bu oranın en düşük olduğu ülke ise % 6,5 ile
Sudandır. Finansal serbestleşmenin daha yoğun olduğu 2001-2020 yılları
arasındaki ortalama incelendiğinde en yüksek oranda özel sektöre kredi
kullandıran ülkeler Güney Afrika % 121,94; Marityus (Mauritius), 83,28; Tunus %68,80;
Cabo Verde % 53,77; Mısır 37,57 ile en yüksek sıralamada yer almaktadır.
Bu oranın en düşüğü %5,77 ile Çad’dır (Chad). Her iki veri karşılaştırmalı
olarak değerlendirildiğinde Afrika ülkelerinde finansal serbestleşmenin ilk
başladığı 1990-2000 dönemi ile finansal serbestleşmenin ve sermaye
hareketlerinin giderek arttığı 2000-2020 dönemi arasında özel sektörün
desteklenmesi yönünde çok az pozitif yönde gelişme gösterdiği tespit
edilmiştir.
G-7 ülkeleri bankacılık sisteminin
özel sektöre kullandırdığı kredilerin GSYH oranı ortalaması % 128’dir. G-7
ülkelerinin özel sektöre kullandırdığı kredilerin GSYH oranı incelendiğinde ABD
% 188,14 ile en yüksek orana sahiptir. Daha sonra Japonya % 170, İngiltere % 147, Kanada % 121,5 Almanya % 91,
Fransa % 95 ile sıralamada yer almaktadır. G-7 ülkeleri içerisinde İtalya ise % 79,5 en
son sıradadır.
Bu sonuçlar Afrika kıtası
ülkelerin, genel ekonomin kalkınma ve gelişmesinde önemli yere sahip olan özel
sektöre finansal kaynak aktarımında G-7 ülkeleri ile kıyaslandığında oldukça
geride kaldıklarını göstermektedir. Ayrıca bu ülkelerdeki bankacılık sisteminin
özel sektörün desteklenmesinde kredi kanallarının ve kaydi para yaratma
süreçleri ile kredi genişlemesinin etkin ve verimli kullanamadıkları anlamına
gelmektedir.
GOÜ ve az gelişmiş ülklerde
bankacılık sisteminin temel sorunlarından birisi sistemin sağladığı kaynakların
kamunun ihtiyaçlarını ve bütçe açıklarının finanse edilmesinde kullanılmasıdır.
Bu şekilde bankacılık sistemi topladığı mevduatı kamunun finansmanına
aktarmakta özel sektörü dışlamaktadır. Bunun nedeni devleti finanse etmede
verilen borcun geri dönmeme riskinin çok düşük olması, özel sektöre verilen
kredilerin ise geri dönmeme riskinin yüksek olmasıdır. Afrika ülkeleri
bankacılık sisteminin tamamının devlete ve kamu iktisadi teşebbüslerine verilen
kredilerin GSYİH'ye oranı incelendiğinde kıta ülkeleri ortalaması %7,58’dir. Yukarıda belirtildiği üzere özel
sektöre kredi kullandırmada en yüksek orana sahip olan Güney Afrika’nın %7,86
ile kıta ortalamasına yakın olduğu görülmektedir. Bu sonuç Güney Afrika’nın
özel sektörün desteklenmesine daha fazla önem verdiğini, bankacılık sistemi
kaynaklarının devletin finansmanında daha az kullandığını göstermektedir. Kıta
devletlerinden bankacılık sistemi fonlarını kamunun finansmanına yönlendiren
ülkelerin başında ise %38,28 Mısır gelmektedir.
Mısırı %32 ile Seyşeller (Seychelles), %28 ile Cezayir (Algeria), %20,30
Marityus (Mauritius), %18 ile Fas (Morocco), yer almaktadır. Bu anlamda
ekonomik ve finansal yönden kıtada büyük gelişme en gelişmiş ülke Güney
Afrika’dır. (GSYİH:359 milyar $; Kişi başına düşen milli gelir 6.000 $ İhracat:
104,9 milyar $ İthalat: 103,1 milyar $) (dış işleri bakanlığı) Güney Afrika’nın
bankacılık sistemi kaynakları ile özel sektöre finansal kaynak sağlamaya önem
vermesinin etkisi olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak Avrupa ülkeleri ile
kıyaslandığında Afrika ülkelerinin özel sektöre finansal kaynak sağlama
yönünden G-7 ülkelerinin çok gerisinde olduğu tespit edilmiştir. Bir ülkenin
ekonomik yönden büyüme gelişmesinin en önemli aracı özel sektör kuruluşlarıdır.
Bu kuruluşların yeni yatırımlar yapması ve üretimlerini artırması
sürdürülebilir finansal kaynak edinmelerine bağlıdır. Kıta ülkeleri bankacılık
sisteminin özel sektöre gelişmiş ülkeler seviyesinde finansal kaynak
aktaramaması; kıta ülkelerinin zincirleme olarak özel sektör vasıtasıyla
ekonomik yönden gelişme gösterememelerine, yeni istihdam alanları
yaratılamamasına, üretimin artırılmamasına, buna bağlı olarak bireylerin gelir
ve refahının artırılmamasına sebep olduğu söylenebilir.