Suriye Mülteci Krizinin Türkiye’de Güvenlikleştirilmesi: Kopenhag Okulu Perspektifinden Ekonomik, Sosyal ve Siyasal Etkiler


Creative Commons License

demir b., TUNCER F. F.

Akdeniz İİBF Dergisi, cilt.26, sa.1, ss.29-34, 2026 (TRDizin)

Özet

Tarih boyunca savaşlar ve çatışmalar, büyük ölçekli zorunlu göç hareketlerine neden olmuş, bu durum göç edilen ülkelerde ekonomik, toplumsal ve siyasal düzeyde çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Orta Doğu, bu tür zorunlu göçlerin sıkça yaşandığı bölgelerden biridir. 2010 yılında Tunus’ta başlayan ve kısa sürede bölgeye yayılan Arap Baharı süreci, Suriye’de 2011 yılında bir iç savaşın patlak vermesine neden olmuştur. İç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyeli, ülkelerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere sığınmıştır. Türkiye, bu süreçte “açık kapı politikası” benimseyerek en fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke haline gelmiştir. Ancak bu politika, kısa sürede ekonomik, toplumsal ve siyasal düzeyde ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmış; kamuoyunda çeşitli tepkiler doğurmuştur. Bu çalışma, Suriye mülteci krizinin Türkiye’de ekonomik, sosyal ve siyasal dinamikler aracılığıyla Kopenhag Okulu çerçevesinde nasıl güvenlikleştirildiğini incelemektedir. 2011–2024 dönemine odaklanan çalışma, artan ekonomik yük, toplumsal gerilimler ve siyasal dönüşümlerin, mültecilerin bir güvenlik tehdidi olarak inşa edilmesine katkıda bulunduğunu ileri sürmektedir. Çalışma Türkiye’nin başlangıçta insani temelli yaklaşımının, krizin uzamasıyla birlikte giderek güvenlik odaklı bir perspektife evrildiğini ortaya koymaktadır.
Throughout history, wars and conflicts have led to large-scale forced migration movements, causing various economic, social, and political problems in the countries receiving migrants. The Middle East is one of the regions where such forced migrations have frequently occurred. The Arab Spring, which began in Tunisia in 2010 and rapidly spread across the region, triggered a civil war in Syria in 2011. As a result of this conflict, millions of Syrians were forced to leave their country and sought refuge primarily in neighboring states, with Türkiye hosting the largest number of Syrian refugees under its “open-door policy.” However, this policy soon led to serious economic, social, and political challenges and provoked diverse reactions within the public sphere. This study examines how the Syrian refugee crisis has been securitized in Türkiye through economic, social, and political dynamics within the framework of the Copenhagen School. Focusing on the period 2011–2024, it argues that the increasing economic burden, social tensions, and political transformations have contributed to the construction of refugees as security threats. The study reveals that Türkiye’s initial humanitarian approach gradually evolved into a security-oriented perspective as the crisis became protracted.