Akademik Hassasiyetler, sa.30, ss.259-282, 2026 (TRDizin)
Sendika içi demokrasi ilkesi, bu örgütlerin kuruluşundan işleyişine, hatta sona ermesine kadar olan bütün süreçlerinde üyelerinin söz ve yetki sahibi olması anlamına gelmektedir. Bu ilke sendikalar tarafından önemsiz görülemez. Çünkü endüstri ilişkilerinin demokratikleşmesini savunan sendikaların, tutarlı bir şekilde bu ilkeyi benimsemesi sonucunda taleplerinin meşruluğu ve işçiler ile diğer toplum kesimleri üzerindeki güvenilirliği artacaktır. Bu çalışmada ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun sendika içi demokrasi idealine etkisi incelenmiş ve bu Kanundaki düzenlemelerle bu idealin mümkün olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. Çalışmada 6356 sayılı Kanun’da düzenleme konusu olan genel kurullar ve yönetim kurulunun yetkileri ile düzenleme konusu olmayan yöneticilerin ücretleri ve görev süreleri ile ilgili hükümler, uygulamadaki örneklerle birlikte değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda 6356 sayılı Kanun’un yöneticiler ile üyeler arasındaki dengeyi yöneticiler lehine bir hayli kaydırdığı ve bu nedenle üyelerin sendikalarda güçlü bir şekilde kendilerini var edemediği savı ileri sürülmüştür. Bu savın ardından sendika içi demokrasinin gerçekten sağlanabilmesi için 6356 sayılı Kanun’un radikal bir biçimde yeniden düzenlenme ihtiyacı vurgulanmış ve genel kurul öncesi delege seçimlerine yargı gözetimi getirilmesi, yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılması ile yöneticilerin görev sürelerine ve ücretlerine üst sınırlar konulması gibi öneriler ortaya koyulmuştur.