GİRİŞİMCİLİK VE ÖRGÜTSEL İNOVASYON: YÖNETİM VE ORGANİZASYON PERSPEKTİFİNDEN BİR DEĞERLENDİRME
YÖNETİM ORGANİZASYON ALANINDA ULUSLARARASI GÜNCEL YAKLAŞIMLAR, DOÇ. DR. SEZEN GÜNGÖR, Editör, Serüven Yayınevi, Ankara, ss.73-94, 2026
- Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
- Basım Tarihi: 2026
- Yayınevi: Serüven Yayınevi
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Sayfa Sayıları: ss.73-94
- Editörler: DOÇ. DR. SEZEN GÜNGÖR, Editör
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- İstanbul Gelişim Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Yoğun rekabetin yaşandığı günümüz iş dünyasında, işletmelerin sürdürülebilir başarı sağlayabilmeleri yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeleri ve girişimcilik faaliyetlerini etkin biçimde yürütmeleriyle mümkün olmaktadır. Girişimcilik, ekonomik ve toplumsal gelişimin temel dinamiklerden biri olarak akademik literatürde önemli bir araştırma konusu olmuştur. Girişimcilik, fırsatların fark edilmesi, değerlendirilmesi ve ekonomik değere dönüştürülmesi sürecidir (Shane ve Venkataraman, 2000). Bu süreç yalnızca yeni işletmelerin kurulmasıyla sınırlı olmayıp, aynı zamanda mevcut işletmeler içerisinde yenilikçi faaliyetlerin geliştirilmesi konularını da kapsamaktadır. Dolayısıyla girişimcilik kavramı; yenilikçilik, risk alma ve proaktif davranış gibi unsurları çok boyutlu bir şekilde bünyesinde barındırmaktadır (Schumpeter, 1934a).
Girişimcilik ekonomik açıdan değerlendirildiğinde; ekonomik kalkınmanın temel itici güçlerinden biri olarak inovasyonu teşvik etme, rekabeti artırma, istihdam yaratma, ekonomik büyümeyi destekleme gibi kritik işlevler üstlenmektedir. Yeni işletmelerin kurulması, istihdam olanaklarının artırılması, rekabetin teşvik edilmesi ve yenilikçi ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi gibi katkılar, girişimciliğin ekonomik sistem içerisindeki stratejik rolünü ortaya koymaktadır (OECD, 2021). Girişimciler, ürün ve hizmetlerde geliştirdikleri yenilikler sayesinde işletmelerin rekabet avantajı elde etmesine katkı sağlamakta ve ekonomik verimliliğin artırılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu durum, ekonomik büyümenin ve kalkınmanın desteklenmesine olumlu yönde katkıda bulunmaktadır. Girişimciler, teknolojik gelişmelerin ticarileşmesine öncülük etmekte ve kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayarak ekonomik verimliliği artırmaktadırlar. Ayrıca girişimciler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında stratejik bir araç olarak görülmekte, yeni ürün ve hizmetler geliştirerek piyasaların genişlemesine katkı sağlamaktadırlar (World Bank, 2020). Girişimcilik faaliyetlerinde son yıllarda dijitalleşme süreci, köklü bir şekilde dönüşüm göstermektedir. Girişimciler, dijital teknolojilerin yaygınlaşması sayesinde daha düşük maliyetlerle küresel pazarlara erişebilmekte ve yeni iş modelleri geliştirme fırsatları elde etmektedirler (Nambisan, 2017; Nadella, 2017). Dijital girişimcilik olarak tanımlanan bu yapı ile büyük veri, yapay zeka ve platform ekonomisi gibi önemli değişimlerde esneklik, hız ve ölçeklenebilirlik gibi avantajlar sağlanarak girişimcilik faaliyetlerinin kapsamı genişlemiştir (Autio vd., 2017). Bu durum, girişimcilik faaliyetlerinin daha esnek, ölçeklenebilir ve hızlı bir yapıya kavuşmasını sağlarken, aynı zamanda rekabetin küresel ölçekte yoğunlaşmasına da zemin hazırlamaktadır. Girişimcilik anlayışı son yıllarda sadece ekonomik değer yaratımı ile sınırlı kalmayıp sürdürülebilirlik odaklı bir dönüşüm sürecine de girmiştir. Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı bütüncül bir yapıya dönüşmüş kurumsal yönetişim, sosyal etki ve ESG (Environment, Social, Management; Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kavramları girişimcilik teorisine entegre edilmeye başlanmıştır. ESG sürdürülebilir ve etik değer yaratımını hedefleyen çok boyutlu bir süreç olarak tanımlanmaktadır (Eccles vd., 2014; Hockerts ve Wüstenhagen, 2010). Çevresel sorumluluk, toplumsal etki ve etik yönetişim konuları ESG odaklı girişimciliğe farklı boyut kazandırmıştır.