AKP Döneminde AB-Türkiye İlişkileri: Siyasal Söylemin Dönüşümü


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Gelişim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler , Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SAİT ONUR ERDOĞAN

Danışman: Rahmat Ullah

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

2002-2020 yılları arasında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri, farklı dönemlerde değişen dinamiklere sahne olmuştur. Bu çalışma, AKP'nin AB üyelik sürecine yönelik politikalarını, söylemlerini ve bu süreçte yaşanan dönüşümleri incelemektedir. Çalışmada, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinin 2002-2005 yılları arasında reform sürecine dayalı olumlu bir ivme kazandığı, ancak 2005'ten sonra çeşitli siyasi ve diplomatik engeller nedeniyle yavaşladığı görülmektedir. AKP'nin ilk yıllarında AB üyeliği, demokratikleşme, hukuk reformları ve ekonomik gelişme açısından bir kaldıraç olarak görülmüş; bu dönemde Kopenhag Kriterleri'ne uyum için önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır. 2005 yılında müzakerelerin başlamasıyla birlikte AB-Türkiye ilişkileri tarihsel bir dönüm noktasına ulaşmış ancak Kıbrıs meselesi, Fransa ve Almanya'nın genişleme karşıtı tutumları, üyelik sürecine yönelik iç siyasi tartışmalar süreci karmaşık hale getirmiştir. 2010'lu yıllarla birlikte Türkiye'nin dış politikası çok yönlü bir yapıya bürünmüş ve AB süreci eskisi kadar öncelikli bir gündem maddesi olmaktan çıkmaya başlamıştır. 2013 Gezi Parkı olayları, 2016 darbe girişimi ve sonrasındaki olağanüstü hâl süreci gibi iç siyasi gelişmeler Türkiye'deki demokratikleşme algısını etkileyerek AB ile ilişkileri olumsuz etkilemiştir. AB, bu dönemde Türkiye'ye yönelik eleştirilerini artırırken, AKP'nin söylemleri giderek daha bağımsız ve Batı merkezli olmayan bir dış politika anlayışına evrilmiştir. Çalışmada ayrıca, AB sürecinin Türkiye'deki siyasi söyleme etkileri de ele alınmaktadır. 2000'li yılların başlarında "AB reformları" söylemi hâkimken, 2010'ların ortalarından itibaren "milli irade", "yerli ve milli duruş" gibi kavramların ön plana çıktığı görülmektedir. AB'ye yönelik eleştiriler artarken, Türkiye'nin bölgesel güç olma iddiası söylemsel olarak güç kazanmıştır. Özellikle 2016 sonrası dönemde AB süreci ikincil bir konuya dönüşmüş, Türkiye'nin dış politikası daha bağımsız ve çok kutuplu bir eksene kaymıştır. Sonuç olarak, 2002-2020 yılları arasında Türkiye-AB ilişkileri dalgalı bir seyir izlemiş, siyasi söylem ise pragmatik bir yaklaşımdan daha ulusalcı ve bağımsızlık vurgusu taşıyan bir çizgiye evrilmiştir. Bu dönüşüm, hem iç hem de dış politikadaki gelişmelerin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir.