Çocuklarını ilkokula erken yaşta başlatan ebeveynlerin çocukların akademik ve sosyal gelişim sürecine ilişkin görüşlerinin incelenmesi


Creative Commons License

Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Gelişim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Çocuk Gelişimi , Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DİDEM ALBAYRAK

Danışman: Makbule Meziyet Arı

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Türkiye'de ilkokula başlama yaşının orta ergenlik dönemindeki çocukların akademik başarı ve sosyal davranışları üzerindeki etkilerini incelemeyi hedeflemektedir. Eğitim sisteminin temel bileşenlerinden biri olan çocukluk ve eğitim politikaları, tarihsel süreçteki değişimler ve toplumsal dinamikler bireylerin gelişimindeki rolü üzerinde durmuştur. Türkiye'de 4+4+4 eğitim modeli ile birlikte ilkokula başlama yaşı 6 olarak belirlenmiştir. Bu durumun çocukların üzerindeki bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Bu çalışmada çocukları ortaokul ve lise düzeyinde eğitim görmekte olan toplam 18 ebeveyn ile fenomenoloji deseninde görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Sonuçlara göre; ebeveynlerin çocuklarını okula gönderme kararında birçok faktör bulunmaktadır. 4+4+4 eğitim sistemi, okul yönetimi, çevre ailelerin tutumları, iş durumu, ekonomik durum ve aile içindeki öneriler önemli rol oynamaktadır. Ebeveynler, çocuklarının akademik ve sosyal durumunu dikkate alarak karar vermekte, ancak erken yaşta okula başlatma konusunda genellikle olumsuz görüşler bildirmektedir. Özellikle çocukların duygusal hazır olmaması, sosyal sorunlar ve özgüven kaybı gibi zorluklar dikkat çekmektedir. Ebeveynler, 4+4+4 eğitim sisteminin bireysel farklılıkları göz ardı ettiğini ve düşük gelirli ailelere yeterli destek sağlamadığını ifade etmektedir. Eğitim ortamındaki uyumsuzluk ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği de sıklıkla dile getirilmektedir. Çocukların akademik zorluklar yaşadığı, özellikle yazma ve dikkate dayalı derslerde gecikmeler olduğu gözlemlenmiştir. Bazı çocuklar ise bilişsel avantajlar ve sosyallik kazanmışlardır. Erken eğitim sürecinde çocuklar psikolojik stres, yabancılaşma ve sosyal uyum eksikliği yaşamıştır. Uzun ders süreleri ve pandemi koşulları da bu zorlukları artırmıştır. Ebeveynler, çocuklarını desteklemek için müdahale etmekte ve öğretmenlerle iş birliği yapmaya çalışmaktadır. Çocuklar, dikkat süresi, yazılı ödevler ve grup çalışmalarında zorluk çekse de, yaratıcılık ve liderlik becerileri ile dikkat çekmektedir.