SURİYE KİMLİĞİNİN İNŞASI: BAAS SONRASI DÖNEM


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Gelişim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi , Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖMER ALHALOUL

Danışman: Şenol Durgun

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Günümüzde kimlik, modern devletin inşasında temel bir unsur olarak kabul edilmektedir; zira devlete istikrar kazandırır, kurumlarının birliğini güçlendirir ve toplumsal bütünlüğü destekler. Kimlik, bireyler ve gruplar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir bağ işlevi görmekte ve toplumun farklı bileşenleri arasındaki etkileşimi şekillendirmektedir. Açık ve ortak bir kimliğin varlığı, ulusal aidiyet duygusunun pekişmesine ve vatandaşlık bilincinin güçlenmesine olanak tanır. Ayrıca, kimlik, sosyal ve siyasi çatışmaların anlaşılmasında, toplumsal dinamiklerin analiz edilmesinde merkezi bir araç olarak rol oynar. Bu nedenle, kimliğin önemi ve işlevi, modern devletin yapısını anlamak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için akademik çalışmalar açısından vazgeçilmez bir kavramdır. Suriye devleti, I. Dünya Savaşı sonrasında, Prens Faysal'ın önderliğinde bağımsız bir Arap devleti kurma çabası olarak ilan edilen Suriye Krallığı ile kurulmuştur. Ancak bu siyasi proje, Sykes-Picot Anlaşması çerçevesinde Fransız sömürge müdahalesi nedeniyle kısa sürede sona ermiş, bağımsız ve tam teşekküllü bir Suriye devletinin kurulmasını engellemiştir. Fransız sömürge politikaları, "böl-yönet" stratejisiyle ulusal yapıyı zayıflatmış, azınlıkları destekleyerek iç bölünmeleri derinleştirmiştir. Bu politikalar, ulusal bütünlüğün zayıflamasına ve toplum içinde çatışan, çoklu kimliklerin ortaya çıkmasına yol açmış, sonraki dönemlerde istikrarlı ve birleşik bir ulusal devlet inşa etme çabalarını zorlaştırmıştır. Fransız sömürge yönetiminin sona ermesinin ardından, Suriye uzun bir askerî darbeler ve siyasi kaos dönemi yaşamış; bu durum devletin istikrarını zayıflatmış ve iktidar mücadelelerini artırmıştır. Baas Partisi'nin iktidara gelmesiyle Arap milliyetçi kimliği devletin resmi referansı olarak benimsenmiş, Hafız Esad ise parti içindeki kontrolü güçlendirerek iç siyasette baskıcı politikalar uygulamış ve dış ilişkilerde devletin istikrarını bölgesel ve uluslararası düzeyde güvence altına almak için pragmatik bir yaklaşım izlemiştir. Beşşar Esad'ın iktidara gelmesiyle, sistemde köklü reformlar gerçekleştirilememiş; baskıcı yapılar devam etmiş, güvenlik önlemleri ve mezhep temelli eğilimler artmış ve bu durum iç krizlerin derinleşmesine yol açmıştır. Bu koşullar, yaklaşık on dört yıl süren Suriye Devrimi'nin patlak vermesine ve yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahalesine yol açmıştır. Bu süreç, ulusal aidiyetten uzak çoklu alt kimlik çatışmalarının varlığını ve giderek artışını ortaya koymuştur. 2024 sonlarında rejimin çöküşü ve geçiş döneminin başlamasıyla birlikte, bu alt kimlikleri bütünleştirip kültürel ve toplumsal çeşitliliğin kaynağı haline getirecek kapsayıcı bir Suriye kimliğinin yeniden inşası gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu sayede kimliklerin çatışma ve bölünmelere dönüştürülmesinin önüne geçilerek ulusal birliğin güçlendirilmesi ve devletin uzun vadeli istikrarının sağlanması mümkün olacaktır.